Teşkilatı da her geçen gün kendisini daha fazla yetiştirerek zamana
ayak uydurup, teknolojik destekle delilden sanığa gitme prensibini
uygulamaktadır.
Bir suçun failini yakalamak için önce kimliğini tespit etmek gerekir.
Bu nedenle faili yakalamanın ilk adımı olan, olay yerinde iz ve delilleri
sağlıklı bir şekilde toplamak iz bir emareyi gözden kaçırmamaktır.
Bir suç işlendiğinde hiç bir tanık yok ise ve gerekli deliller usulüne
uygun bir şekilde toplanması durumunda, insan tanıklarının bile yok
edemediği dilsiz birer tanık olarak suçlunun karşısına dikilerek
adalete yardımcı olurlar.
Teşkilatlanarak bir sistem içerisinde sosyal bir topluluk içerisinde
yaşayan insanların bir düzen ahengiyle yaşama sonucunu doğurmuştur.
İşte bu düzene "Kamu Düzeni" denmekte ve suçluların
yakalanarak adalete teslim edilmesi ve gerekli cezaya çarptırılması ile
kamu düzenini en iyi şekilde muhafaza edilmesi sağlanmakta ve masum
insanların hakları aranmış olmaktadır.
Bu değerlendirmelerden sonra olay yeri incelenmesi ile, suç işlendiğinde
üzerinde şüphe bulunan kişi ve suç mağdurunun oluşturduğu ilişkiyi
netleştirerek bir maddi delile varabilmek için bilimsel çalışmalar çok
önemlidir. Çünkü mevcut delillere göre kişi ya serbest kalacaktır ya
da ceza alacaktır. Olay yerinde bulunan bir mermi çekirdeğinin veya
kovanın şüpheli bir silahla veya şüphe duyulan silahlardan hangisiyle
atıldığının, olay yerinde bulunan kan izlerinin mağdura mı yoksa suçu
işleyene mi ait olduğunun ya da bu kanını bir başka canlıya mı ait
olduğunun tespiti için günümüzde Kriminal Polis Laboratuarlarında tespiti mümkündür. Ayrıca olay yerinde elde edilen parmak izlerinin kime
ait olduğunun anlaşılabilmesi için illerde bulunan Olay Yeri İnceleme Şube
Müdürlüğü olarak adlandırılan birim tarafından ve Emniyet
Genel Müdürlüğü Asayiş Daire Başkanlığı tarafından
sınıflandırılarak faili meçhul olaylarda elde edilen parmak izleri de
dahil olmak üzere karşılaştırılması yapılarak değerlendirilmeye
tabi tutulmaktadır.
Konunun geneline bakıldığında olay yeri incelemesi, Polis Laboratuar
birimleri ve adli tabiplik yönünde aralarında çok az farklılıklar olsa
da aslında birbirinden ayrılmayan bir üçlüdür. Nasıl suyun
oluşabilmesi için hidrojen ve oksijene ihtiyaç var ise bu birimlerin de
birbirlerinden bağımsız çalışması düşünülemez.
Şu örnek herhalde bir çok şeyi anlatmaya yetecektir :
Şanlıurfa’da 1996 yılında, 3 yaşındaki bir kız çocuğu, tecavüz
edildikten sonra öldürülmesi üzerine olay yerinde yapılan çalışmalarda
herhangi bir delil ve görgü tanığına ulaşılamaz. Soruşturmanın, bölgedeki
insanlar üzerinde yoğunlaştırılması ile durumları şüpheli görülen
5 kişi gözaltına alınır ancak bu kişilerin ifadelerinden de sonuca
ulaşılamaz. Olay, Kriminal Polis Laboratuarı Daire Başkanlığı’na
iletilir ve kriminal ekipleri, 5 şüphelinin iki el tırnaklarının
kesilerek, laboratuara gönderilmesini istenir. Gönderilen tırnak parçaları,
elektron mikroskobuyla incelenmesi neticesinde bir tırnağın içerisinde
toplu iğne başının yarısından daha küçük miktarda kumaş lifine
rastlanır ve bu kumaş lifinin, öldürülen çocuğun olay sırasında
üzerinde bulunan pembe renkli pijamalara ait olduğu tespit edilerek fail
tespit edilir.